Lütfen bekleyiniz...
| TR | ENG |

Türk Yurtdışı Müteahhitlik Hizmetleri

» TMB Üyelerinin Yurtdışı Faaliyetlerinin Ülkelere Göre Dağılımı
» TMB Üyelerinin Yurtdışı Faaliyetlerinin İş Türlerine Göre Dağılımı
» TMB'nin Uluslararası İşbirliği Anlaşmaları
» TMB Sekreteryası

Kısa Değerlendirme

GSYİH’nın %6’dan fazlasını oluşturan ve 1.3 milyon kişiye iş yaratan inşaat sektörü Türkiyenin ekonomik kalkınmasında çok önemli bir rol oynamaktadır. Diğer sektörler üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkileri de dikkate alındığında, inşaat sektörünün Türk ekonomisindeki payı %30’lara ulaşmaktadır.

1980’lerdeki hızlı büyüme döneminin ardından, Türk inşaat sektöründe 1993 - 2003 yılları arasında %22.4’lük bir küçülme yaşanmıştır. 1999 ve 2001 yıllarındaki iki ekonomik krizi takiben uygulanan politikalar, sektörün 2004 yılından itibaren yeniden büyümeye başlamasını sağlamıştır. Artan ekonomik istikrar, azalan döviz kuru ile faiz oranları ve uzun vadeli kredi olanakları ile uyarılan konut talebi, bu sürece damgasını vurmuştur. Tüm bu faktörlere bağlı olarak, 2004’te %4.6, 2005’te %21.5, 2006’da %19.4 ve 2007’de (ilk dokuz ay) %11.5 oranında büyüyen inşaat sektörü, ülkenin ekonomik kalkınmasına en büyük katkıyı yapan bir numaralı sektör olmuştur.

Türk müteahhitlerin ve yapı ürünlerinin uluslararası pazardaki rekabet gücünün sürekli olarak artması, sektörün ödemeler dengesine önemli katkılarda bulunmasını sağlamaktadır.

2007 yılı sonundan önceki 35 yıllık dönemde, Türk Müteahhitleri, 69 ülkede 4300’den fazla proje üstlenmiş, bu projelerin toplam tutarı 105 milyar ABD Dolarına ulaşmıştır. Çimento, cam, demir-çelik ve seramik ürünlerinde dünyanın en büyük 12 üreticisi arasında yer alan Türkiye, inşaat malzemesi üretiminde de önde gelen ülkelerden biri olmuştur.

2004 yılında Türkiye Müteahhitler Birliği için "İnşaat Sektörü Stratejik Planı" raporunu hazırlayan araştırma ekibinin en önemli teşhislerinden biri "Kişi başına milli geliri Türkiye kadar olan başka hiç bir ülkede, rekabet gücü Türk inşaat sektörü kadar yüksek bir inşaat sektörü bulunmadığı" olmuştur.

Türkiyedeki diğer pek çok ihracata yönelik ekonomik faaliyette olduğu gibi, Türkiyenin üç kıtanın -Avrupa, Asya, Afrika- kavşağındaki benzersiz konumu, Türk inşaat ürünlerinin ve hizmetlerinin küresel rekabet gücüne büyük katkı sağlamaktadır. Ancak, Türkiyenin coğrafi konumu inşaat sektörünün rekabet gücünü artıran faktörlerden sadece biridir. Uluslararası standarttaki hizmeti rakiplerden daha uygun fiyatlarla sunabilmek, yüksek müşteri memnuniyeti, güvenilir iş ortakları olmaları, çok çeşitli projelerde kazanılmış zengin uluslararası deneyim, çevre ülkelerdeki iş ortamlarına aşinalık, nitelikli insan gücü ve risk alma kapasitesi Türk müteahhitlerin diğer önemli özellikleridir.

2008’de sektörün önde gelen yayınlarından "Engineering News Record" dergisi tarafından açıklanan "Dünyanın En Büyük 225 Uluslararası Müteahhidi" listesindeki firmaların %10’unu Türk firmaları oluşturmuştur. Türkiye, "En Büyük 225" arasına giren 23 firma ile Çin ve ABD’den sonra üçüncü sırada yer almıştır.

Türkiye’deki yatırım ortamı hem yerel, hem de yabancı yatırımcılar için giderek daha çekici hale gelmektedir. Bu durumun önümüzdeki yıllarda inşaat sektörü üzerinde olumlu etkiler yaratması beklenmektedir.

Türk inşaat sektörünün çatısı altında, üç kıtanın kavşağında 26 milyon km2lik bir alanı kaplayan ve 580 milyon insanı barındıran Avrasya pazarının her bir ülkesinde faaliyet gösteren deneyimli bir iş adamları topluluğu bulunmaktadır. Türk müteahhitleri, hem inşaat konusunda, hem de yapı malzemeleri imalatından, konut, sanayi ve turizme kadar uzanan çok çeşitli yatırım alanında uluslararası işbirliklerine açıktırlar. Yurtdışında yaklaşık kırk yıldır, en zor projeler ve her çeşit iş ortamları dahil, edindikleri zengin birikim ve deneyimler onları rekabette güçlü kılan en önemli özellikleridir.

Tarihçe

Türkiyenin üzerinde bulunduğu Anadolu Yarımadası insanoğlunun ilk kez yerleşik düzene geçtiği İ.Ö. 8000’lerden bu yana, 13 büyük uygarlığın boy attığı ve geride muhteşem tarihi sitler ile yapılar bıraktıkları merkezi konumda bir dünya tarihi sahnesi olmuştur. Anadolu kültürel mirasının bu inanılmaz zenginliği ve çeşitliliği, Hitit, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemleri de dahil bin yıllara uzanan bir gelişme sürecinde Türk inşaat geleneğinin olgunlaşmasını besleyen önemli bir faktör olmuştur.

Türk inşaat sektörünün Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan bu yana geçen 85 yıllık gelişimini beş ardışık dönem içinde değerlendirmek mümkündür: hazırlık, iç pazar etkinliği, uluslararası pazara açılma, pazar ve ürün çeşitlenmesi ve küresel rekabet. İlk iki dönem, 1970’lerin başına dek devam etmiştir.

1923’te Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunun ardından ve Cumhuriyetle birlikte gelen politik ve sosyal reformlara eşlik eden hızlı modernleşme sürecinin devamı olarak, ülke genelinde önemli altyapı ve sanayi yatırımları gerçekleştirilmiştir. Bu gelişme öylesine hızlı olmuştur ki: Devlet, ülkedeki mimar ve mühendis açığını kapatmak için, 1920’li yıllarda, yabancı uzmanların kamu kurumlarında çalıştırılmasına imkan vermek de dahil olmak üzere bir dizi özel önlem almak zorunda kalmıştır. Bu politikaların katkısıyla ve kısmen de, Avrupada o dönemde yaşanmakta olan ekonomik kriz nedeniyle, çok sayıda Avrupalı mimar, mühendis ve girişimci Türkiyeye gelmişlerdir. İstanbul’da 1925 - 1926 döneminde, kurulmuş olan 28 inşaat şirketinin en az üçte birini Avrupa kökenli firmalar oluşturmuştur.

1930’lu yıllar, izleyen dönemde çok sayıda büyük inşaat firması kuracak ve hem Türkiyede, hem de yurtdışında birçok zor projeyi başarıyla tamamlayacak olan ilk Türk mühendisleri kuşağının yetişme dönemi olmuştur.

Türkiyenin 1950’de yaşadığı politik değişim ve 1952’de NATOya girişi, daha sonraki dönemde gerçekleştirilen altyapı yatırımları açısından Türk inşaat sektörünün önemli dönüm noktalarından biridir. Aynı dönemde, ilk mühendisler üniversiteden mezun olmuşlar ve meslek yaşamlarına, onlara kendi şirketlerini kurmaları için büyük fırsatlar sunan bir ortamda başlamışlardır. 1952 yılında, Türk inşaat sektörünün en eski STK’larından biri olan Türkiye Müteahhitler Birliğini kuranlar da bu iş adamları olmuşlardır.

1950’lerdeki su projeleri, 1960’ların sonunda ve 1970’lerin başında gündeme gelen büyük barajlar ile elektrik santralleri inşaatları Türk müteahhitlerine faaliyetlerini Anadoluya yayarak geliştirmeleri için pek çok fırsat sunmuştur.

1970-1979 Dönemi

1970’lerde Türk Müteahhitleri yabancı pazarlardaki iş fırsatlarından yararlanmanın yollarını aramaya başlamışlardır.

Türk Müteahhitlerin hizmetlerini ihraç ettikleri ilk ülke, 1972’de Libya olmuştur. Türk müteahhitler bu ülkedeki projelerine gerekli teknolojileri Avrupa ülkelerinden ithal ederek, başlatmışlar, 10 yıldan daha kısa bir sürede, Orta Asyadaki diğer ülkelere yönelmişlerdir. Toplam iş hacminde %72.53’lük bir payla Libya, Türk müteahhitlerin uluslararası arenaya açıldıkları ilk dönemdeki bir numaralı pazarlarını oluşturmuştur. Diğer ülkeler Suudi Arabistan (%15.45), Irak (%7.25), Kuveyt (%4.71), Yunanistan (%0.06) ve İran (%0.01) dır.

Bu dönemdeki ana faaliyet alanları arasında sırasıyla: konut (%32.14), liman (%18.11), sanayi tesisleri (%15.59), yol/köprü/tünel (%11.67) ve kentsel alt yapı projeleri (%8.19) yer almıştır.

1980-1989 Dönemi

1980’ler, Türk ekonomisinin yeniden yapılandırılmasında önemli bir on yıllık dönem olmuştur. 1983 yılından itibaren, 1970’lerin kapalı ekonomisinden, bazı Batılı ülkelerde son dönemde ortaya çıkmış olan piyasa ekonomisine doğru önemli bir geçiş yaşanmıştır. Türk parasının "konvertibl" hale getirilmesi, Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi gibi yeni kurumlar kurulması ile birlikte, ekonomik sisteme özelleştirme ve liberal ekonomi gibi yeni kavramlar eklenmiştir.

Aynı dönemde, Türkiye’de önemli altyapı yatırımları başlatılmıştır. Atatürk Barajı (2400 MW), Otoyollar Projesi (yaklaşık 2000 km.) ve telekomünikasyon yatırımları, Türk firmalarına yabancı ortaklarla işbirliği yapmak, teknik ve idari becerilerini geliştirmek ve küresel finans sistemi ile tanışmak için çok değerli fırsatlar yaratmıştır.

1980’lerin sonunda, Doğu Avrupada gerçekleşen politik değişim, Türk müteahhitlerin yurtdışındaki iş fırsatlarını daha da gelişmesini sağlamıştır. Bir çok firma Rusya Federasyonu ve Orta Asya ülkeleriyle güçlü kültürel ilişkiler içinde olan eski Sovyetler Birliği ülkelerine odaklanmışlardır. Faaliyetlerin yaygınlaştığı diğer ülkeler: Ürdün, Yemen, İran, Amerika Birleşik Devletleri, Tunus, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt olmuştur.

Oransal olarak göreceli bir düşüş kaydedilmiş olsa da (%55.23), yurtdışı müteahhitlik faaliyetleri ağırlıklı olarak yine Libya’da gerçekleşmiştir. İkinci sırada Suudi Arabistan (%23.41), üçüncü sırada ise Irak (%11.47) yer almıştır. Böylelikle, bu ülkeler ilk on yılda sahip oldukları konumlarını muhafaza etmişlerdir. Eski Sovyetler Birliği ülkelerinin ortaya çıkması aynı dönemde meydana gelen yeni bir gelişmedir (%3.77).

Bu dönemde konut (%36.69) ve kentsel altyapı projeleri (%17.21) artış göstermiş, bunları yol/köprü/tünel (%6.69) ve sulama projeleri (%5.37) izlemiştir.

1990-1999 Dönemi

1990’larda Orta Doğu ülkeleri ve Libya’daki ekonomik bunalım ve siyasi belirsizlikler, Türk müteahhitlerin dikkatlerini yakın bölgelerdeki diğer ülkelere yöneltmiş, Bağımsız Devletler Topluluğu, Doğu Avrupa ve Asya ülkeleri önem kazanmaya başlamıştır. Rusya Federasyonu, Ukrayna, Kafkaslar, Orta Asya Cumhuriyetleri, Almanya, Pakistan ve Uzak Doğu’da birçok büyük ölçekli proje gerçekleştirilmiştir.

1990 - 1999 döneminde, Rusya Federasyonu ve Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerinde tamamlanan projelerin sayısı uluslararası işlerin neredeyse %60’ını oluşturmuştur.

Bu on yıllık döneme damgasını vuran en önemli trend pazar çeşitlenmesi olmuştur. Rusya Federasyonu’nun payı %34.51’e yükselirken, Libyanın payı sert bir düşüş (%13.75) göstermiş, onu Kazakistan (%7.83) ve Türkmenistan (%6.67) izlemiştir. Pakistan (%6.59), Özbekistan (%3.92), Azerbaycan (%2.56), Bulgaristan (%2.55), Amerika Birleşik Devletleri (%2.46) ve Hırvatistan (%2.22) yeni pazarlar olarak ortaya çıkmıştır. Diğer önemli gelişmeler, Suudi Arabistan’daki işlerin oranında yaşanan kayda değer düşüş ve Irak’ın sahneden kaybolmasıdır.

İş türlerinde konut inşaatlarının payı bir önceki döneme kıyasla (%24.89) gerilemiş olsa da, konut bu dönemde de birincil faaliyet alanı olmaya devam etmiş, onu sırasıyla yol/köprü/tünel (%12.66), sanayi tesisleri (%8.96) ve ticari merkezler (%8.05) izlemiştir.

2000-2007 Dönemi:
“Küresel Rekabet Gücü Patlaması”

Yurtdışı müteahhitlikte, özellikle 2001 ekonomik krizi sonrasında çok hızlı bir gelişme kaydedilmiş, 2002’de 1.7 milyar ABD Doları olan iş hacmi 5 yılda on kattan fazla bir artışla 2007 sonunda 19.5 milyar ABD Dolarına ulaşmıştır. Bu gelişmede rol oynayan faktörleri yurt içindeki iş olanaklarının daralması, yurt dışındaki iş olanaklarının çekiciliği ve müteahhitlerimizin rekabet gücünün artması olmak üzere 3 ana başlık altında toplamak ve kısaca şöyle özetlemek mümkündür:

  • 2001 krizi sonrasında yurtiçi yatırımlar önemli ölçüde azalmıştır. Diğer taraftan, yurtiçindeki ihalelerde varlığını sürdüren "aşırı düşük teklif" sorunu nitelikli firmaları kendi ülkelerinde iş yapamaz hale getirmiş, iş geliştirme çabalarının yurt dışına yoğunlaşmasına neden olmuştur.
  • 1985 - 2000 döneminde yurtiçi pazarda yabancı ortaklarla iş birliği içerisinde büyük ölçekli altyapı projeleri gerçekleştiren Türk müteahhitlik firmaları uluslararası standartlarda üretim, proje yönetimi ve uluslararası finans kuruluşları ile ilişkiler alanlarında önemli deneyimler kazanmışlardır.
  • Petrol fiyatlarındaki artışa bağlı olarak, petrol ve doğalgaz zengini olan, aynı zamanda coğrafi ve kültürel yakınlığımız bulunan ülkelerdeki yatırımlar artmış ve Türk müteahhitleri için çekici iş fırsatları oluşmuştur.

Yukarıdaki faktörlere bağlı olarak yurtdışında alınan iş tutarları yıllık hedeflerin çok üzerine çıkan düzeylere ulaşmıştır.

Bu dönemdeki ana trendler pazarların daha da çeşitlenmesi ve belirli proje türlerinde uzmanlaşmanın başlaması olmuştur. Türk müteahhitlerin iş yaptıkları ülke sayısı önemli ölçüde artmış, bu nedenle ülkelerin iş toplamındaki payları göreceli olarak azalmıştır. Ancak yine de Rusya Federasyonu (%14.89) lider konumunu sürdürmüş, Rusya’yı Libya (%9.66) ve Kazakistan (%9.41) izlemiştir. Bu dönemde göze çarpan diğer gelişmeler, Katar (%7.37), Birleşik Arap Emirlikleri (%7.75), Romanya (%4.00), Umman (%3.31), Cezayir (%3.12), Afganistan (%2.90), Fas (%2.52) ve İrlanda’nın (%2.16) yeni pazarlar olarak ortaya çıkması olmuştur. Afganistan ve Irak’ta gerçekleşen müdahaleler sonrasında, bu ülkelerdeki imar çalışmaları, Türk müteahhitler tarafından yakından izlenmiştir.

Bu dönemde üstlenilen iş türleri ile bu işlerin toplam iş hacmindeki payları şöyledir: Yol/köprü/tünel (%14.24), havaalanları (%12.12), ticari merkezler (%10.83), boru hatları (%8.32), konut (%8.31), sanayi tesisleri (%7.50), elektrik santralleri (%6.55), petrokimya tesisleri (%5.04)   ve sosyal/kültürel tesisler (%4.73).

Bu dönemde, üstlenilen projelerin kapsamı ve büyüklüğü açısından da önemli başarılar elde edilmiştir. Pazar, ürün ve iş çeşitlenmesi devam etmiş, bazı firmalar, uluslararası havaalanı, demiryolları ve kentsel metro sistemleri gibi proje türlerinde uzmanlaşmaya başlamışlardır.

1972-2007 arasındaki 35 yıllık dönemde yurtdışı müteahhitlik işlerinde BDT ülkelerinin payı %46, Afrika ülkelerinin payı %22, Ortadoğu ülkelerinin payı ise %21.7 olmuştur. Diğer bir deyimle yurtdışında üstlenilen müteahhitlik işlerinin yaklaşık üçte ikisi BDT ve Afrika ülkelerinde, %90’ı ise BDT-Afrika-Ortadoğu üçlüsünde gerçekleşmiştir.

2007’de üstlenilen işlerde %38.3’lük bir pay ile BDT bölgesi ilk sırada yer almış, onu sırasıyla %29.7’lik ve %24.3’lük oranlarla Afrika ve Ortadoğu bölgeleri izlemiştir. BDT-Afrika-Ortadoğu üçlüsünün yurtdışında üstlenilen yıllık toplam iş hacmi içerisindeki payı 2007’de %92.3e yükselmiştir.

Yurtdışındaki işlerin 2006daki bölgesel dağılımının  %39 BDT, %38 Ortadoğu ve %15 Afrika şeklinde olduğu göz önüne alındığında ve bu rakamlar 2007 ile kıyaslandığında Türk müteahhitlerinin yurtdışında üstlendikleri işlerde BDT ülkelerinin birinci sıradaki ağırlığını korumaya devam ettiği, Orta Doğu’nun payının gerilediği, buna karşın Afrika’nın payının %15’ten %29.7’ye yükselerek neredeyse ikiye  katlandığı görülmektedir. Bu durum bir yandan Libyada alınan işlerin bir önceki yıla kıyasla 3 katına yükselmiş olmasından, diğer yandan Fas, Tunus, Cezayir, Kenya  ve Sudan dahil olmak üzere diğer Afrika ülkelerine de nüfuz edilmesinden kaynaklanmaktadır. Diğer bir deyimle, pek çok Asyalı ve Avrupalı müteahhit  Afrika’da iş yapabilmek için yeni stratejiler geliştirirken Türk müteahhitler bu bölgelerdeki konumlarını güçlendirmiş ve kıtanın ortalarına doğru ilerlemiştir.

2007’de üstlenilen projelerin ülkelere dağılımına bakıldığında toplam iş tutarının dörtte birine eşdeğer bir meblağ ile Libya’nın (4.9 milyar ABD Doları) birinci sırada yer aldığı, onu sırasıyla Rusya Federasyonu’nun (3.6 milyar ABD Doları), Katar’ın (1.9 milyar ABD Doları), Türkmenistan’ın (1.6 milyar ABD Doları) ve Kazakistan’ın (1.1 milyar ABD Doları) izledikleri görülmektedir. Diğer bir deyimle, 2007’de Libya, Rusya ve Katar’da üstlenilmiş olan işlerin toplamı (10.4 milyar ABD Doları) Türk müteahhitlerinin yurtdışındaki yıllık toplam iş tutarının yarısından fazlasını oluşturmuştur. 2006 ve 2007 rakamlarının işaret ettiği bir diğer önemli gerçek: Yurtdışı müteahhitlikte 2000-2005 arasında ciddi bir duraklama geçiren Türkiye-Libya ilişkilerinin hızla normale döndüğü ve 2000-2005 arasındaki dönemde toplam iş hacmindeki payı itibariyle (%3,08) on birinci sıraya kadar gerilemiş olan Libya’nın 2006’da üçüncülüğe, 2007’de ise, 70’li ve 80’li yılları anımsatan bir biçimde birinciliğe yükseldiğidir.

Son dönemde Türk müteahhitlerin yurtdışındaki projelerinin niteliği de önemli ölçüde değişmiştir. Daha önceleri, ağırlıklı olarak küçük ölçekli ve emek yoğun projeler üstlenen müteahhitlerimiz, artık daha az sayıda ancak yüksek katma değeri olan entegre ve büyük ölçekli projeler üstlenmeye başlamışlardır. 2002-2006 yıllarında üstlenilen 39.5 milyar ABD Doları tutarındaki projelerin üçte birinden fazlasını, bedeli 200 milyon ABD Dolarının üzerindeki projeler oluşturmuştur. Aynı eğilim 2007 yılı için de geçerlidir.

2007’de üstlenilen işlerin sektörlere dağılımında %44.3 ile bina inşaatları ve %25.9 ile ulaşım projeleri ağırlıklı bir yer tutmuştur.

İş türleri itibariyle daha ayrıntılı bir değerlendirme yapıldığında sırasıyla havaalanlarının (%14.7), ticaret merkezlerinin (%14.2), konut (%13.1) ve yol-köprü-tünel inşaatlarının (%9.2) ilk dört proje türü arasında yer aldığı görülmektedir. Bu dört kategorideki işlerin toplam tutarı 2007de üstlenilen işlerin yarıdan fazlasını oluşturmaktadır.

2000 yılına kadar, Türk müteahhitlerin uluslararası çalışmalarının %36’sı konut sektöründe gerçekleşmiştir. Ancak bu oran son beş yılda tamamen değişmiştir ve konutun toplam içindeki oranı %18’e gerilemiştir. Sanayi binaları, petrol rafinerileri ve yol-tünel-köprü projelerinin payında önemli bir artış kaydedilmiş, uluslararası havaalanları, kentsel raylı ulaşım sistemleri gibi daha karmaşık projelerde uzmanlaşma eğilimleri güçlenmiştir. Son yıllardaki bir diğer önemli trend ise Türk müteahhitlerin yakın çevredeki ülkelerde doğrudan yatırım yapmaya ve mülk yönetimine artan bir ilgi göstermeleridir.

                

                
Anasayfa | TMB Hakkında | Üyeler | Arama | İletişim

© TMB - Türkiye Müteahhitler Birliği
STB Tasarım Hizmetleri